Yankı

Bir babayla sekiz-dokuz yaşlarındaki oğlu dağlarda yürüyüşe çıkmışlardı. Çocuğun ayağı birden kaydı ve düştü, incinen ayağının sıkıntısıyla haykırdı: “Aaaahhhhhhhhh!”

Sesi karşı dağlardan yankılanıp aynen geri döndü: “Aaaahhhhhhhhh!”

Daha önce böyle bir şeyle karşılaşmamış olan çocuk çok şaşırdı ve merakla bağırdı: “Kimsin sen?”

Cevap gelmekte gecikmedi: “Kimsin sen?” Okumaya devam et

20 Dolar

İyi bilinen bir konuşmacı, seminerine 20 dolarlık bir banknotu göstererek başladı. 200 kişinin bulunduğu odaya, bu parayı kim ister diye sordu ve eller kalkmaya başladı ve konuşmacı bu parayı sizlerden birine vereceğim fakat öncelikle bazı şeyler yapacağım dedi. Parayı önce buruşturdu ve dinleyicilere “Hala bu parayı isteyen var mı?” Okumaya devam et

Çok güzel bir ders

Amerika’da bir üniversitede, profesör derse şöyle başlamış :
” Düşünün ki bugün dünyanın son günü. Yarın bu saatte her şey bitecek.  Kurtuluş şansınız yok. Bugün ne yapardınız? ”
Tüm öğrencilerden birçok değişik cevap gelmiş :
- İbadet eder, Tanrıdan günahlarımı affetmesini dilerdim. Okumaya devam et

Bir Hint Masalı ve Shakespeare

Kedi korkusundan devamlı endişe içinde yaşayan bir fare vardır.
Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür.
Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar.
Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Okumaya devam et

Düşümde Tanrı ile Konuştum

“Demek benimle görüşmek istiyorsun?” diye sordu Tanrı.
“Eğer zamanın varsa.” dedim.
“Benim zamanım sonsuzluktur.” dedi.
“Ne sormak istiyorsun bana?”
“İnsanoğlunun seni en çok şaşırtan davranışlarını…”
Tanrı şöyle cevapladı sorumu: Okumaya devam et

Zenci Adam

Bir kadın, uçakta zenci bir adam… Bu olay 14 Ekim 1998 de kıtalar arası bir uçuş esnasında gerçekleşmiş.
Bir kadın, uçakta zenci bir adamın yanında oturuyordu. Durumdan rahatsızlığını belli edercesine, hostesten başka bir yer bulmasını istedi, zira öylesine antipatik birinin yanında oturamazdı. Okumaya devam et

Kuyumcu

Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne verip: “Oğlum” der, “Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonunda kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir. Okumaya devam et

İntikam

Aaron Hacker’in emlak bürosunun önünde New York plakalı kırmızı, spor bir araba durdu. Arabadan inen şişman adam, büroya doğru yürüdü. Sıcaktan ter, ince elbisesinin üstüne kadar çıkmıştı. 50 yaşında görünüyordu. Yüzü heyecandan kızarmış, fakat kısık gözlerindeki kararlı, donuk bakış değişmemişti. İçeriye girince başıyla Aaron’a selam verdi.
- “Bay Hacker?” Aaron gülümseyerek,
- “Evet benim, sizin için ne yapabilirim. Bay ?”
Şişman adam,
- “Dill” diyerek kendisini tanıttı. “Zamanım çok az, hemen konuya girsek iyi olacak.” dedi. Okumaya devam et

Sedef Çiçeği

Mahkeme salonunda, seksenlerindeki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı. Adam inatçı bakışlarla suskun, Nine’nin ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözleri ve keskin çizgileriyle bıkkın bakışları süzüyordu etrafını ve hakimin tokmak sesiyle sustu uğultu ve tok sesiyle, sözü yaşlı kadına verdi, hakim. Okumaya devam et

Yolumuzdaki Engeller

Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacak diye başlamış beklemeye.
Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer gelmişler, sabahtan öğlene kadar. Okumaya devam et

Gitarcı

Sabah erkenden gitarını alıp evden çıktı. Posta kutusu boştu yine. Yoo, hayır. Beyaz bir şeyler vardı. Kalbi hızla çarparken, kutuyu açıverdi. Elektrik faturası gelmişti. Hem de her zamankinden “hoş” bir miktarda. Başka bir şey olmadığını bildiği halde, yine kutunun içine baktı. Boş.
Dışarısı, ne soğuk ne de sıcak. Kapalı bir havaydı. Yağmur yağmaması için dua etti. Şemsiyesi evde kalmıştı ne de olsa. Okumaya devam et

Tıkandı Baba

Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor.
Tıkandı Baba, çay getir!..
Tıkandı Baba, kahve getir!..
Bu durum Sultan Mahmut’un dikkatini çekmiş.
– Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı baba meselesi?
– Uzun mesele evlat, demiş Tıkandı baba.
– Anlat Baba anlat! Merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi. Okumaya devam et

Üç Heykel Hikayesi

İki komşu ülkenin hükümdarları birbirleriyle savaşmazlar ama her fırsatta birbirlerini rahatsız ederlerdi. Doğum günleri ve bayramlar da ilginç armağanlar göndererek karşıdakine zekâ gösterisi yapma fırsatlarıydı.
Hükümdarlardan biri, günün birinde ülkesinin en önemli heykeltıraşını huzuruna çağırdı. İstediği birer karış yüksekliğinde, altından, birbirinin tıpatıp aynısı üç insan heykeli yapmasıydı. Okumaya devam et

Arkadaşlık

Kötü karakterli bir genç varmış. Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş. “Arkadaşlarınla tartışıp, kavga ettiğin her zaman bu tahtaya bir çivi çak” demiş. Genç, ilk gün tahtaya 37 çivi çakmış. Sonraki haftalarda kendi kendini kontrol etmeye çalışmış ve geçen her gün daha az çivi çakmış. Okumaya devam et

Zaman Yönetimi

Aşağıdaki gerçek hikâye Kellog Business School’da (Northwestern Üniversitesi) İş İdaresi mastır öğrencileri ile Zaman Yönetimi dersi profesörü arasında geçer…
Profesör sınıfa girip karsısında duran dünyanın en seçilmiş öğrencilerine kısa bir süre baktıktan sonra, “Bugün Zaman Yönetimi konusunda deneyle karışık bir sınav yapacağız” dedi. Okumaya devam et

Bir Saat


Adam yorgun argın eve döndüğünde 5 yaşındaki oğlunu kapının önünde beklerken bulmuş.

Çocuk babasına: “Baba 1 saatte ne kadar para kazanıyorsun?” diye sormuş.

Zaten yorgun gelen adam “bu seni ilgilendirmez” diye cevaplamış. Bunun üzerine çocuk:

“Babacığım lütfen bilmek istiyorum” diye cevap vermiş. Okumaya devam et

Balon

Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını gizleyemiyordu.
Onu hayrete düşüren şey, “Bizim eve bile sığmaz” dediği o güzelim balonların adamı nasıl havaya kaldırmadığı idi.
Baloncu dinlenmek için durakladığında o da duruyor ve sonra yine takibe koyuluyordu. Bir ara adamın kendisine baktığını fark ederek ona doğru yaklaştı
ve bütün cesaretini toplayarak:
-Baloncu amca, dedi. Biliyor musun benim hiç balonum olmadı. Adam çocuğu söyle bir süzdükten sonra:
-Paran var mı? diye sordu. sen onu söyle.
-Bayramda vardı, diye atıldı çocuk, önümüzdeki bayram yine olacak.
-Öyleyse bayramda gel, dedi adam. Acelem yok, ben beklerim.
Çocuk sessizce geri döndü. O ana kadar balonlardan ayırmadığı gözleri dolu dolu olmuş, yürümeye bile mecali kalmamıştı. Bir kaç adım attıktan sonra elinde olmadan tekrar onlara baktığında, gördüklerine inanamadı. Okumaya devam et

Gülümseme

Genç kız üzgün görünen yabancıya gülümsedi. Adam kendini daha iyi hissetti.

Geçmişte bir arkadaşının yaptığı bir iyiliği hatırladı ve ona bir teşekkür mektubu yazdı.

Bu mektup arkadaşının öyle hoşuna gitti ki yemek yediği lokantada iyi bir bahşiş verdi. Okumaya devam et

Kaz Göndersem

Çok soğuk bir kış günü padişah, tebdili kıyafet gezmeye karar vermiş. Yanına baş vezirini alıp yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler.

Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş. Padişah, ihtiyari selamlamış.

-        Selamünaleyküm ey pir’i fani.

-        Aleykümselâm ey serdar’ı cihan.

Padişah sormuş.

-        Altılarda ne yaptın? Okumaya devam et

Tevazu

Vakti zamanında kötü yollardan para kazanan bir adam kazandığı parayla bir inek alır. Neden sonra yaptıklarına pişman olur. Aldığı ineği Hacı Bektaş-ı Veli hazretlerinin dergâhına götürüp dergâha bağışlamak istediğini söyler. İneği nasıl kazandığını da anlatır.

Hacı Bektaş-ı Veli haram diyerek geri çevirir.

Adam oradan döner günler sonra Konya’ya Mevlevi dergâhına gelir. Mevlana hazretlerine ineği bağışlamak istediğini söyler. Okumaya devam et